Tepebaşı Belediyesi İhale Dosyası: "Adrese Teslim" Şüphesi ve Pazarlık Usulü Markajı
İYİ Parti Tepebaşı İlçe Başkanı Reşat Küçükerkan’ın "şeffaflık" çıkışıyla gözler belediyenin ihale sistemine çevrildi. Özellikle 21/b (Pazarlık Usulü) ve "Doğrudan Temin" yöntemlerinin, kamuoyuna duyurulmadan belirli çevrelerle sınırlı tutulması, Tepebaşı’nda "belediye bütçesi kimlerin cebine gidiyor?" sorusunu sokağın ana gündemi haline getirdi.
Tepebaşı Belediyesi’nde son dönemde gerçekleştirilen ihalelerin büyük bir bölümünün, rekabete açık "Açık İhale" yerine, istisnai durumlar için öngörülen "Pazarlık Usulü" ve "Doğrudan Temin" yöntemleriyle yapılması, muhalefetin sert muhalefetiyle karşılaştı. İşte Tepebaşı kamuoyunda "şeffaflık zırhını delen" o ihale trafiğinin detayları:
"Pazarlık Usulü" (21/b) Alışkanlık mı Oldu?
Normal şartlarda doğal afet veya beklenmedik acil durumlar için kullanılan 2886 sayılı kanunun 21/b maddesi, Tepebaşı Belediyesi’nde adeta standart bir yöntem haline gelmiş durumda. Muhalefetin iddiasına göre;
-
Gizli Kapılar Ardında: İlan yapılmaksızın, belediyenin bizzat davet ettiği 3-5 firma arasında yapılan bu ihaleler, gerçek rekabetin oluşmasını engelleyerek kamu zararına yol açıyor.
-
Sürekli Aynı İsimler: Sosyal medya yorumlarına da yansıyan "müteahhitlerin çiftliği" eleştirileri, ihalelerin sürekli benzer iş ortaklıklarına veya belediye yönetimine yakınlığıyla bilinen isimlere gittiği yönünde.
Doğrudan Temin: "Denetimden Kaçış" Hattı mı?
İhale limitlerinin altında kalarak ilan ve teminat şartı aranmaksızın yapılan "Doğrudan Temin" harcamaları, belediyenin en çok eleştirilen "gri bölgesi"ni oluşturuyor:
-
Harcama Kalemleri: Özellikle "organizasyon, temsil, ağırlama ve reklam" giderlerinin büyük bir kısmının bu yöntemle, şeffaf olmayan faturalarla yönetildiği iddia ediliyor.
-
Etik Sorgulama: 25 yıllık Ahmet Ataç döneminde, bu yöntemin küçük ve orta ölçekli yerel esnaf yerine; her dönem "sadık" kalan belirli tedarikçilerle sınırlı tutulması, "halkçı belediyecilik" söylemiyle taban tabana zıt bir tablo çiziyor.
Bakanlık Markajındaki İhaleler ve Yolsuzluk Davaları
Başkan Ahmet Ataç hakkında devam eden davaların önemli bir kısmının temelini bu ihale süreçleri oluşturuyor. T.C. İçişleri Bakanlığı müfettişlerinin incelemesine takılan bazı dosyalar şunlar:
-
Hizmet Alımı İhaleleri: Temizlik, park-bahçe ve güvenlik gibi personelin yoğun olduğu alanlardaki ihalelerin "şartname oyunları" ile belirli şirketlere paslanması.
-
Yapım İşlerindeki Artışlar: Başlangıç bedelinin çok üzerine çıkan ek maliyetlerle müteahhitlere sağlanan haksız kazanç iddiaları.
Tepebaşı’nın Kaynakları "Ehil" Ellerde mi?
Küçükerkan’ın işaret ettiği "ihale şeffaflığı", aslında bir sistem eleştirisidir:
-
Rekabetin Yok Edilmesi: Açık ihale sayısının düşmesi, belediyenin aynı işi daha ucuza yaptırma şansını elinden almaktadır.
-
Güven Kaybı: Kamuoyunda "zaten kimin alacağı belli" algısının yerleşmesi, liyakatli yerel firmaların belediyeden uzaklaşmasına neden olmaktadır.
-
Hesap Verilebilirlik: Faaliyet raporlarının "fotoğraf albümü" gibi hazırlanması, bu karmaşık ihale trafiğinin halktan gizlenmesi stratejisinin bir parçasıdır.
Gönderen: haber





