Otizm Artışı Tartışılırken Beslenmeye Dikkat Çekiliyor
2 Nisan Otizm Farkındalık Günü özelinde değerlendirmelerde bulunan Fitoterapi Uzmanı Dr. Ümit Aktaş, otizmin yalnızca genetik nedenlerle ortaya çıkan bir durum olmadığını belirterek çevresel faktörler, doğum şekli, modern yaşam alışkanlıkları ve beslenmenin birlikte değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Dr. Aktaş, otizm konusunun çok boyutlu ele alınmasının önem taşıdığını vurguluyor.
Otizm görülme sıklığı dünya genelinde giderek daha fazla dikkat çeken bir konu haline geliyor. Mevcut istatistikler ve artan tanı oranları üzerinden yapılan değerlendirmeler, önümüzdeki yıllarda otizmin çok daha yaygın görülebileceğine işaret ediyor. Toplumda hâlâ otizmin nadir karşılaşılan bir durum olduğu yönünde bir algı bulunsa da bilimsel veriler bunun aksini gösteriyor. Bu nedenle otizm konusunda farkındalığın artırılması ve erken dönemde doğru yaklaşımların benimsenmesi her zamankinden daha büyük önem taşıyor.
Çevresel toksinler ve modern yaşam etkili
Dr. Ümit Aktaş, modern yaşamla birlikte artan çevresel toksinlerin ve değişen yaşam alışkanlıklarının çocukların nörogelişimsel süreçleri üzerinde etkili olabileceğini belirterek şu değerlendirmede bulundu: “Otizm sadece genetik kökenli bir sorun değildir. Çevresel toksinler, gıdalarda bulunan kimyasallar, vücudumuzun tanımadığı yapay ürünler ve ağır metaller bu süreçte etkili olabiliyor. Modern yaşamın getirdiği bu toksik yük, çocukların gelişim süreçlerini etkileyebilecek faktörlerden biri olarak değerlendiriliyor.”
Aktaş’a göre otizm konusunda yürütülen çalışmalarda çevresel faktörlerin, yaşam tarzının ve metabolik süreçlerin birlikte ele alınması gerekiyor.
Doğum şekli ve erken dönem faktörler de önemli
Dr. Ümit Aktaş, çocukların bağışıklık sistemi ve gelişim süreçleri üzerinde doğum şeklinin de etkili olabileceğini belirtiyor. Normal doğum sırasında bebeğin anne mikrobiyotasıyla temas ettiğini ifade eden Aktaş, sezaryen doğumlarda bu doğal sürecin farklı şekilde gerçekleşebildiğini ve bunun bağışıklık sistemi gelişimini etkileyebileceğini söylüyor. Aktaş; “Doğum şekli, erken çocukluk dönemindeki beslenme alışkanlıkları ve çevresel faktörler birlikte değerlendirildiğinde çocukların gelişim süreçlerini etkileyebilecek birçok unsur ortaya çıkabiliyor” dedi.
Beslenmenin rolü asla göz ardı edilmemeli, doğru beslenme ile semptomlar hafifletilebilir
Birçok sağlık probleminde olduğu gibi otizmde de beslenmenin etkisinin çoğu zaman yeterince dikkate alınmadığının altını çizen Dr. Ümit Aktaş, doğal ve dengeli beslenmenin önemine dikkat çekiyor. “Erken teşhis ve erken dönemde beslenme düzeninin gözden geçirilmesi önemli olabilir” diyen Dr. Ümit Aktaş, “İşlenmiş ve raf ömrü uzun gıdaların yoğun tüketimi yerine doğal ve geleneksel beslenme alışkanlıklarının tercih edilmesi çocukların metabolik sağlığı açısından fayda sağlayabilir” dedi.
Otizmde beslenmede kaçınılması gerekenler
Otizm odaklı beslenme programında özellikle işlenmiş ve raf ömrü uzun olan gıdalardan uzak durulması gerektiğini, sebzelerin mümkün olduğunca mevsiminde tüketilmesi gerektiğini belirten Dr. Aktaş, glüten içeren ekmek, makarna, bulgur gibi buğday ve buğday ürünlerinin beslenme düzeninden çıkarılmasının bazı durumlarda tercih edildiğini ifade ederek; “Ayrıca yulaf, arpa ve çavdar gibi glüten içeren tahılların tüketilmemeli, hazır mayalı gıda ve şeker tüketiminden kaçınılması, süt ve süt ürünlerinin tüketilmemesi gerekiyor” dedi.
Beslenmede önerilen gıdalar
Dr. Ümit Aktaş doğal ve geleneksel beslenmenin önemine dikkat çekerek, otizm odaklı beslenme düzeninde bazı gıdaların özellikle yer alabileceğini belirtti. Aktaş, “Mevsiminde tüketilen taze sebzeler, ev yapımı turşular, kemik suyuyla hazırlanan paça ve işkembe çorbaları beslenme düzeninde önemli bir yer tutuyor. Bunun yanı sıra saf sızma zeytinyağı, doğal tereyağı ve Hindistan cevizi yağı gibi sağlıklı yağlar da önerilen gıdalar arasında yer alıyor. Deniz balıkları, merada yetişmiş hayvan eti, karabuğday ve kinoa gibi besinlerin tüketilmesini, kavrulmamış kuruyemişlerin de beslenme programına dahil edilmesini öneriyorum” dedi.
Şeker tüketimine dikkat
Modern beslenme alışkanlıklarında özellikle yüksek şeker tüketiminin çocukların metabolik dengesi üzerinde olumsuz etkiler yaratabileceğine dikkat çeken Dr. Ümit Aktaş, “Aşırı şeker tüketimi kan şekeri dalgalanmalarına yol açabiliyor. Bu nedenle çocukların beslenme düzeninde rafine şeker tüketiminin mümkün olduğunca sınırlandırılması gerekiyor. Doğum şekli, beslenme alışkanlıkları ve şeker tüketimi gibi faktörlerin çocuk sağlığı üzerindeki etkilerini birlikte değerlendirmek büyük önem taşıyor” dedi.
Gönderen: haber





