Küresel Tehdit: Antibiyotik Direnci ve "Sessiz Pandemi"
Sessiz pandemi: antibiyotik direnci
Modern tıbbın en büyük kazanımlarından biri olan antibiyotikler, yanlış ve bilinçsiz kullanım nedeniyle etkisini yitiriyor. Prof. Dr. Aytaç Çetinkaya, bu durumu "sessiz pandemi" olarak nitelendirerek, bakterilerin bu ilaçlara karşı geliştirdiği direncin gelecekte basit enfeksiyonları bile ölümcül hale getirebileceği konusunda uyarıyor.
Bakteriler Nasıl Direnç Kazanır?
Antibiyotik direnci, bakterilerin hayatta kalmak için geçirdiği evrimsel bir süreçtir. Yanlış kullanım, bu süreci hızlandırarak "süper bakterilerin" ortaya çıkmasına neden olur:
-
Viral Enfeksiyonlarda Kullanım: Antibiyotikler sadece bakterilere etki eder. Grip veya soğuk algınlığı gibi virüs kaynaklı hastalıklarda kullanılması, vücuttaki faydalı bakterilerin ölmesine ve zararlıların direnç kazanmasına yol açar.
-
Yarım Bırakılan Tedaviler: "Kendimi iyi hissediyorum" diyerek ilacı bırakmak, ölmemiş olan en güçlü bakterilerin hayatta kalıp daha dirençli şekilde çoğalmasına neden olur.
-
Düşük Doz ve Düzensiz Kullanım: Bakteriyi öldüremeyen her doz, ona ilacı tanıma ve karşı koyma fırsatı verir.
Bağışıklığı Zayıf Olanlar Hedefte
Dirençli bakteriler sadece kullanan kişiyi değil, tüm toplumu tehdit eder. Özellikle;
-
Yaşlılar ve bebekler,
-
Kanser tedavisi görenler,
-
Kronik hastalığı olanlar, dirençli enfeksiyonlar karşısında en savunmasız grupları oluşturur. Bu bakteriler gıda, çevre ve temas yoluyla hızla yayılır.
Evde kalan antibiyotikler hastalığı ağırlaştırabilir
Her enfeksiyonda hastalığa neden olan bakterinin aynı olmadığını ve her antibiyotiğin tüm bakterilere aynı oranda etki edemeyeceğini belirten Çetinkaya, “Özellikle evde kalan bir antibiyotiğin aynı hasta tarafından tekrar kullanılması ya da bir yakınına tavsiye etmesi, hastalığın uzamasına ve daha ağır enfeksiyonlara yol açabilir. Üstelik bu ilaçlar çoğu zaman son kullanma tarihi geçmiş haldedir ve bu nedenle beklenen etkiyi göstermez. Özetle, antibiyotiklerin mutlaka hekim önerisiyle doğru şekilde kullanılması gerekir” dedi.
Bağışıklığı zayıf kişiler için tehlike daha büyük
Antibiyotiklere dirençli bakterilerin herkes için önemli bir risk oluşturduğunu söyleyen Çetinkaya, “Sık ve gereksiz antibiyotik kullanan kişiler farkında olmadan kendi vücutlarında dirençli bakterilerin gelişmesine zemin hazırlarlar. Bu dirençli bakteriler temas, eller, gıdalar ve yakın çevre yoluyla başkalarına da geçebilir. Başta kendi yakınları olmak üzere bağışıklık sistemi zayıf olan kişiler, dirençli enfeksiyonlara karşı daha savunmasızdır. Özellikle dikkat edilmesi gereken bireylere; yaşlılar, bebekler, kanser tedavisi görenler ve kronik hastalığı olanlar örnek verilebilir” şeklinde konuştu.
Prof. Dr. Aytaç Çetinkaya, vücutta antibiyotik direnci gelişmesine yol açabilecek altı hatalı alışkanlığı sıraladı:
- Gereksiz antibiyotik kullanmak: Soğuk algınlığı, grip gibi viral enfeksiyonlarda antibiyotik kullanmak, direnç gelişimine doğrudan katkı sağlar.
- Antibiyotik tedavisini erken kesmek: Kullanılan ilaç keyfi olarak bırakıldığında en dirençli bakteriler hayatta kalır ve tekrar çoğalırlar.
- Yanlış doz veya düzensiz antibiyotik kullanmak: Düşük dozlar bakterileri öldürmez, onları daha dirençli hale getirir.
- Reçetesiz antibiyotik kullanmak: Doktor kontrolü olmadan kullanılan antibiyotikler çoğu zaman gereksizdir veya hastanın durumunu daha da kötüleştirir.
- Başkasına yazılan antibiyotiği kullanmak: Her enfeksiyon için aynı antibiyotik etkili değildir, yanlış ilacı kullanmak direnci artırır.
- Hayvancılık ve tarım sektöründe bilinçsiz antibiyotik kullanımı: Yanlış ve gereksiz antibiyotik kullanımı sonucu gelişen dirençli bakteriler, gıdalar yoluyla toplu şekilde insanlara geçebilir.
Gönderen: haber





